
….Geçmiş ile gelecek arasında gelip gitmektense geçmişe meydan okumaktı onunki, korkusuz bir gece süvarisi gibi. Geçmiş diğer bütün geçmişlerinin de öncesi, Gizlenmiş korkuların ve yüzlerin anıları, unutulmuş korku ve hareketler, şekilsiz lav dalgalarının püskürttüğü volkan ağızlarına benzeyen ve taa içine kadar işlemiş açık yaralar, çok uzun zamandır bastrılmış acılarıın ölçüsüzlüğü. Ağzı hiçbir çığlığın oluşmasına imkan verilmeyecek şekilde tıkaçlanmış bir üzüntü. Geçmişten önceki geçmişin gürültülü uçurumlarından sonsuz bir yavaşlıkta koparılan, o zamana kadar bilinmeyen birinin kanlı parçaları serpişmişti sanki üstüne,
Hayatın tekerini tersten döndürmek onun doğasında… Cüce yürekli devler arasında fark edilebilmek için çıktığı, topukların üzerinden inip, yüzündeki savaş boyalarını silmek, günlerce tarak vurulmamış saçlarıyla ve sokağa doyamamış beş yaşında bir velet kılığı ile elleri ceplerinde ağaç altlarında dolanmaktı onunki, kendi diyarına ulaşmak için sihirli bir değnek ile bulutların üstüne uçabilmek, onu bekleyen var ise varabilmek onu bekleyenlere. Zaten hep bunun için değil miydi tüm uğraşı. Geçmişte parça parça ateş çukurlarına attığı acıların üzerlerini kapatabilmek. Fasulye ağacına tırmanıp bulutların üstünde iken bu ağacı kesmek değil miydi tüm amacı.
Zamanı gelmişti artık,
Hiçbir zaman anlamamış ve anlaşılmamış bir ruhun laneti ile haykırdı; sizden bin fersah geride başladım bu hayata, tüm geçmişi ve zalimliğinizi paçavralara sarıp kuruttuğunuz ağaçların diplerine gömdüm ve şimdi tek dileğim; ufacık bir adanın en ucundaki terkedilmiş bir deniz fenerinden, ummanın ufkuna sevdiğimle bakabilmek…
(30-07-2007 20:32)

Yazı Ekle