Sessizlik… Toprağın altında kalmış beden gibi. Gözle görülmeyen o dünyada insan denilen canlının dünyasından daha büyük bir kargaşa var görülmeyen orada. Bedenim ise karmaşanın ortasında bihaber, kapanmış, öylece kalmış…
Düşünmek bile yorar insanı. Musluğu kapatmak ister gibi kapatmak ister o sel gibi gelen düşüncelerini. Çoğu paranoyak şeylerdir, hele ki buna eğilimi varsa daha da çıkılmaz hal alır her akıldan geçen. Şeytan üstüne şeytan doğurur akıl… Düşünceler onu erginleştirir ağız dünyaya salar… Tüm şeytanlar böyle yaratılmıştır aslında.
Şuuru olan bir sessizlik… Gözle görülmeyen ise beynin içindeki kaos ortamı. Darbeleriyle süngere dönüştürmek ister gibiler… kaos, evrenin çıkış noktasını açıklamak için bolca kullanılır, kaos üstüne kaos doğurur akıl... Düşünceler onları büyütür, ağız ise dünyaya salar… Evren böyle yaratılmıştır aslında…
İçimde çığlıklar, sadece benim duyabildiğim çığlıklar… Karamsarlık insanın kurdudur. Beyni insanın kemirir yavaş yavaş. Karamsarlık, toplumun karşıt gelişimindeki en etmenlerdendir. Tüm o felaket senaryolarının eseri. Akıl karamsarlığı getirir… Düşünceler onu büyütür, ağız ise dünyaya salar… Felsefeler böyle oluşmuştur aslında…
Geriye dönülüp bakıldığında hayatta bir şey görmeyi diler insan. Ölürken huzur içinde olmalıdır, geride onu anacak insanları bıraktığının verdiği hisle. Sessizlik ölüme en yakın olan şeydir belki de. Ölüler konuşamaz… Sessiz kalmak için huzuru bulmuş olanın hakkıdır. Huzuru yakalamayan çığlığını atmalıdır boğazı yırtılasıya kadar. Akıldır ölümü yaratan, düşünceler onu büyütür, ağız korkutur…
Sessizlik içinde masumiyet aramak ölüdeki masumiyet kadardır. İkisi de savunmasızlık anı, geçmişliğin resmi… İnsanın yaşı büyüdükçe yalanları da büyür. Kirlenir o beyaz sayfalar, yaşlandıkça karalama kitabına döner defteri. El yazısı düzelir. Ağız yalan kalemini tutan organ… Daha iyi yalan söylemeye başlar insan. Ölümü ise en büyük yalanıdır. Çünkü akıldır yalanı yaratan, düşünceler onu adam eder, ağız söylenene yollar yalanı…
İnsanını tek amacı üremektir. Geriye kendinden tek kalacak şey genleridir. Üremek, kendini soyunu sürdürmek ve yok olacağı anda emin şekilde veda etmek… bu üreme isteği yüzünden can yakar, üstünlük arayışına girer, arada vakit bulursa kendini gerçekleştirmeye çalışır. Bunların hepsi aslında üreme "hırs""ının eseridir. Hırs akıldan yola çıkar, düşüncelerde şekil alır, ağız yol arar…
Hala sessizlik… Sadece dışarıdan bakan için, aslında içimdeki çığlığı duysalar kulaklarını kapatmak yetmeyecek. Sağır taklidi yaparak dolaşmayı deneyecekler her zamanki gibi ama o ses onları rahatsız edecek… Oysa toprağın altındaki yaşam o kadar masumken insanın o "koca" dünyasında yalanlar yüzünden yaşayacak yer almamış insanın kendisine… ve o yalanlarla boğulup gidecekler. Şeytanlarıyla, kaoslarıyla, karamsarlıklarıyla, ölümleriyle, hırslarıyla, hepten yalan olan hayatlarıyla… her şeyiyle boğulup gidecek insan…
En sonunda sessizliğin tadını çıkaracaklar toprağın altına süzülürken…

Yazı Ekle