sahipsiz kuşlar erken ölür
Etiketler: kadın, senin, olduğunu, sonra, şimdi, kadının, artık, çünkü, benim, neden, olaya, baktı, yüzünden, diğer, hayır, sevdim, üstelik, içinde, intikam, yüzden, gerek, nasıl, sizin, sevdiğim, günlüğünden, kendini, bilmiyorum, anladım, çanta, vasiyet, aldat, siz- yüzüme bak
- hayır bakmayacağım, gerek yok
- neden bakmıyorsun, bir kabahat mi işledin
- hayır ne kabahati
oysa öykü eskidir. bu adam kadının karşısına sonradan çıkmıştır. diğeri ise hep "arkadaş, kankam, en yakın dostum" diye anlattığı insandır. adam bu maceranın sonuçlarını bile merak etmemektedir. bu ufak tefek kadın hayatın damarlarındaki koşusuna devam ederken, adam defalarca hücrelerine kadar işleyen aldatılma olayını yaşamıştır. bu yüzden bir sürü insanı kaybetmiş, bir çoğu ile kavga etmiştir. şimdi bu kadın gelmiş karşısına ve konuşmamaktadır. oysa adam bilmektedir ki, bu ızdırap diğer adamla kendisini aldatan bu kadının çektiği pişmanlığın sonucudur. ama şimdi nasıl anlatacaktır ki, bu yapılanın yanlış olduğunu. uzun süre sessizce oturan kadın sürekli ağlamaklıdır. adam "bu acıyı yaşaması şarttı, bir daha yaşarken bunu hep anımsayacak" diye düşünüyordu. yaşamı boyunca saçlarındaki beyazların sayısı arttığından beri, buna benzer çevresinde yüzlerce olayla karşılaşmıştı. kadının kendisini sevdiğini ve aşık olduğunu anlaması açısından bu olayın varlığı tuhaftı. "evet , bu kadın beni sevdiği için aldattığına üzülüyor, sevmese tüm bu pişmanlık gösterileri olmaz ve üstünü örter geçerdi" kadın elindeki mendili o kadar yıpratmıştı ki, artık ağlayacak hali kalmadığıda belliydi. adama dönüp,
- benim gitmem gerek
- git ama neden bu kadar üzüntülüsün anlat
- anlatamam
- ben biliyorum ama
- neyi biliyorsun
- o adamı ve kocanı
- biliyor muydun
- evet ilk günden beri, senin gibi bir kadının yalnız kalması mümkün değil ki, bir kadın olarak karşıt cinse ulaşmak senin için çok kolay, çünkü tüm donanımlara sahipsin. ama benim anlamadığım, neyi hesaba katmadın ki, bu pişmanlığı yaşıyorsun.
- senin yüzünden allahın cezası, sen hayatıma girdiğinden beri kendimle çatışıyorum, sebebi sensin, sonucu ve cezasınıda sen çekeceksin.
adam biraz düşündü, şimdi olup biten içindeki çocuk yanılgısını gördüğünde, kadın için "ne kadar hayatın başındasın canım" diye geçirdi. "şu acının kıvamı bile seni deli etmeye yetiyor. farkında değilsin ama bedenin ve ruhun yaşadığını yeni anlıyor, artık darbe almış cam gibi çatlayacaksın"
kadın;
- ben gidiyorum dediğinde, adam düşüncelerinden uzaklaştı
- gitme bak biraz konuşalım
- gitmem lazım misafir gelecek
- peki git ama iyi düşün, benimle fiziki hiç bir şey paylaşmadın, belki hoşuna gitmeyecek ama ben benimle sevişmeyen, sevmediğim hiç bir kadına sahip çıkmadım ve kendi kadınım gibi görmedim.
- bu ne saçmalık şimdi
- aldattığın için diyorum, beni veya diğerini aldattın diye üzülme, yoksa başka niyetim yok
- ne demek sen ben diğeri, ben orospumuyum
- hayır ne orospusu, sen sadece bir yalnız kadınsın ve mutlu olmak istiyorsun, bunun dışında bir suçun yok, çünkü suçla yüzleşmemiştin. şu andan itibaren her aldattığında, evet bir orospu olacaksın
- allah belanı versin, lanet olsun seni gördüğüm o güne, senin düşünmekten uyuyamadığım o gecelere şimdi acıyorum.
- bela okuma bak, benim yaptığım bir şey yok. şehrinden kalkıp bana gelmen ve telefonlarda paylaştıklarımız güzeldi ama bir erkek olarak senin yaşında, daha çocuk sayılabilecek bir kadının, neler yapabileceğini az çok bilirim
- tiksiniyorum senden
- neden, ben seni aldatmadım ki, üstelik bir çok defa fırsatın varken bana gerçeği anlatmadın.
- ne anlatacaktım ki
- iş gezileri, tatil diye gittiğin yerleri ve birlikte olduğun ya da olduklarını, sen ruhsal olarak tedavi görmesi gereken birisin. sürekli aldat aldat nereye kadar, üstelik bunu aşk ve sevgi içinde yapmıyorsun. bu bir hastalık ve kimden neden intikam alıyorsun onuda bilmiyorum ama en fenası bana kalkıp karakterli bir kadın rolünü göstermen, kabul et ve kurtul, üstelik şu an içinde bulunduğun durum senin suçunda değil, çünkü bu intikam nerelere ve kimlere gider biliyorum.
- saçmalamasana, benim kimseyle alıp veremediğim yok
- var küçük kadın var. artık kocana mı, babana mı, ailene mi bilmemiyorum ama belkide hepsine karşı bir intikam isteğin var ve o yüzden bütün bunları yapıyorsun ama intikamın sonu yoktur ve kendini yer bitirirsin.
- ben ilk defa seni sevdim ve bir erkek olarak ilk sana aşık oldum ama sen kalkmış bana neler anlatıyorsun
- seninle bir hesabım yok, kendini tanıyasın ve ne yaptığını bilesin diye anlatıyorum ve bu bir yardım etme çabası, aksini düşünüyorsan gidebilirsin
kadın ayağa kalktı, yine göz yaşları akmaya başlamıştı. adam ağaçların altında hem terlemiş, hafif rüzgarın etkisi ile bu karmaşanın sonuçlarını düşünüyordu. "işte bu kadın, bu çok sevdiğim kaybolmuş kadın, yine kaybolduğu ormana geri dönüyor" dedi. kadın bahçeden çıkıp uzaklaşırken çantasına yapışmış, diğer eli ile halen burnunu siliyordu. gittikçe uzaklaştı ve kayboldu. adam bir çay daha söyledi. bu ilişkinin nasıl başladığı nasıl buralara geldiğini bir türlü anlayamamıştı. bunca yıllık tecrübelerine rağmen yanılması ve bu olaya bir ad verememesine şaşırıyordu. sigarasını yakıp martılara baktı bir süre, ne kadar telaşsız ve sakindiler. beklentisiz diğer canlılar gibi telaşlarını yitirmiş, bazen denize dalıp çıkıyorlardı. birden yakında bir taksinin durduğunu fark etti. taksi kapısı açıldığında kadının indiğini görünce, heyecandan kalbi öylesine atmaya başladı ki, "herhalde bugün öleceğim" diye düşündü. kadın hızla gelip boynuna sarıldı ve kulağına;
-seni sevdim deli adam ve hep seveceğim, yaptıklarımın hiç biri sana karşı ve seni üzmek için değildi. beni unutma, seni sevdim ve hep seveceğim...
dedikten sonra tekrar taksiye yöneldi. adam afallamış arkasından bakarken, bu olaya bir anlam vermeye çalışıyordu. hareket edip giden taksininde ardından uzun uzun baktı. "artık burada oturmanın manası yok" dedi. "arabaya kadar yürürüm, hem açılırım" diye düşünürken bir fren sesi ile irkildi.
.
haftalar geçmişti , adam işten döndüğünde, posta kutusunda bir mektubun olduğunu fark etti. zarfın üzerinde ingilizce bir adres ve türkçe bir isim yazıyordu. telaşla açtı ve okumaya başladı;
akın bey; ben elif'in ablasıyım, ismim arzu. bu mektubu size bir vasiyet sebebi ile yazıyorum. malesef canım kardeşim elif hakkın rahmetine kavuştu. türkiye'den döndükten sonra girdiği bunalım yüzünden bu olaya kalkıştığını sanıyoruz. içtiği ilaçlar yüzünden vücudu çok zarar gördüğü için, tedavi şansı olmadı. uzun süre direnmesi için çabalasakta, kendisinde yaşama gayreti görmedik, bir nevi ölmeyi çok istiyor olsa gerek ki bir cevap vermedi. kardeşimin günlüğünden sizin isminizi buldum. olay olmadan bir kaç gün evvel, içinde özel eşyaları olan bir çantayı bize bırakmış ve "abla bunlar sende dursun, ben sonra alırım" demişti. ölümünden sonra anladım ki bu çanta başkalarının, özelliklede kocasının eline geçmesin diye bana bırakmıştı. işte bu çanta içindeki günlüğünden sizinle ilgili kısımları ve sizin için düştüğü son notu okuduğumda, bunun bir vasiyet olduğunu anladım ve bu yüzden şu an siz bu mektubu okuyorsunuz. sizinle birlikte ne yaşadı bilmiyorum ama hatıra anlamında sakladığı bir kaç eşya ve yazıları kargo ile size yolluyorum. sanırım mektup elinize geçtikten 15-20 gün sonra kargoda elinize ulaşacaktır. lütfen onlara iyi bakın. çünkü sarılı olduğu kutunun üstünde "tek sevdiğim ve tek aşık olduğum adama" yazıyordu.
saygı ve selamlarımla
arzu
tüm taşların yıkılışını izler gibi oturduğu yerde öylece lambaya baktı adam, demek bu iş bu kadar acı verici bitecekti. onu doğru düzgün uğurlamadan göndermiş olduğunu hatırladığında şimdiye kadar kendisine hiç kızmadığı kadar kızmıştı. şimdi ne yapacağım diye düşünürken yoldan geçen arabaların titrettiği camın sesi kulağına geldi. macunlamalıyım camı, kırılmamalı, kırılmamalı diyordu.
z.z. '08

Yazı Ekle