hiç
Etiketler: şimdi, çıkmak, taşırken, yazsam, açıları, insanlar, toplamı, üstüme, kimse, liğim, biriyim, önemsiz, hiçbir, anlatacak, bazen, yazacağını, açıları toplamı, kata çıkmak, hiçbir şey, önemsiz olanbaşka şeyler kategorisine koydum onu, olmayanı. ne yazacağını bilemeyen biriyim son dakikalarda. ne yazacağını bilemediği için yazmaktan vazgeçmeyen, hala yazmaya devam eden biriyim. insan sustukça mı yazardı ya da susamadıkça mı?
benim hiç'liğim, sözlüklerde "boş, değersiz, önemsiz olan şey ya da kimse" olarak geçiyor. hiçliğimi sözlük anlamında arayanlar, bulamayacak beni, artık biliyorum.
durduğum yerde durmayı sürdürmemeyi düşünmüyorum hiç. hiç gitmiyorum, hiç kalamıyorum, hiç sığamıyorum. hiçbir şey bir yana, bir de duymasam nasıl da ağırlığını hissetmeyeceğim omzumun ve onun üstüne konanların.
görmekten öykünmüyorum. ama bir de bazen duyamasam sessizliği. anlatacak bir şeyim olmamasına seviniyorum, tüm dünya konuşurken.
bu kadar. her şeyin başı ve sonu bu kadar. iki arada kalmak. bu kadar işte. aman denemiyor. bitmedi ama bitecek. iç. dış hesapların ağırlığı fazla. dış, içi ezer. dış iki ara olup içi ortasına alır. bu kadar. anlatacak ne çok hiçlik var.
adresimi soruyorum muhtara. kayıpların yerini bilemiyor kimse. soyadımı nüfus dairesinden çıkartıyorum. olmasın istiyorum bir adım ya da soyadım. aitliğini almıyorum üstüme etiketlerin taşırken. hiç diyorum neyin yok diyenlerine. en çok istemeyi bilmediğimden, hiç'imi talep edemiyorum sokaktan.
çıkmıyorum basamakları bir üst kata çıkmak için. şimdi ne yazsam anlatamayacağım bir üste kata çıkmak istemeden basamakta çıkmalıyım diye beklemenin hiç'liğini. anlamsızlığımı belirleyenlere anlamlarımı sunmuyorum. onların anlamsızlğında, önemsiz olan diye betimlediklerini üstüme giyemiyorum yaşandıkça eskimesin diye.
şimdi ben yazsam anlatamam sevdiğin kokuyu burnumda taşırken nefes alamamanın ne demek olduğunu.
bu kadardı hiçbir şey. bu kadar izafiydi ama alışmak lazımdı. sesler. bazen duymamayı becerebildiğim halde gerçekleştirebilseydim daha kolay olabilirdi şimdi anlatmak.
dış açıları toplamı üç yüz altmış derece olmayan insanlar arasındayım. kimseyi istememezlik etmiyordum kapıma geldiğinde. bir üçgenin iç açıları toplamı yüz seksenken, ben yüz seksen biri aradığımdan, hiç denebiliyordu arayışıma.
şu an anlatamıyordum kelimeleri. bir felsefem de yoktu üstelik. bir hiç'ten üste kalan yokluk oluyordu.
aradaydım. tam iç açılarla dış açıların birleşemediği yerdim üçgende. herkes dereceleri saydığından, kim bilir, türk dil kurumunda da bu yüzden hiç'liğim karşılığını bulamıyordu.
biliyordum, insanlar arasında, doğru adreste unutulmuş bir sokakta, muhtarların anımsamadığı, adı ve soyadı olan biriydim. kimse bulsun istiyordum beni.
ah ne çok hiç'lik vardı anlatmaya gücümün yetmediği.

Yazı Ekle