Yazı Ekle

`HAYDAR`

Etiketler: ben, biz, haydar, şizofreni

     Döner sandalyenin sırt kısmında, süngerin altından dürten cıvatalar uyanık tutuyor. Bu durum Haydar'ın hoşuna gitse de, beni inanılmaz derecede rahatsız ediyor. Onunla zaman zaman yaşadığımız fikir ayrılıkları olmasa; sıradan, klişe, problemsiz hayatımı; çalkantısız yaşayıp giderim.

     Muhtemelen, sürekli birşeylere burnunu sokmak onun hoşuna gidiyor. Sürekli geyik yaparak geçirdiği yaşantısı içersinde, bana/bize ne olacak sorusunu sormadan yürümek; bugününü mutlu, yarınını zehir ediyor.

     Hayatındaki tek gayesi, bir 'şarapçı' olmak olan adama neden tepki gösterilir ki? İmalat yapanından değil, tüketici olanından 'şarapçı'... Haydar'ı muhtemelen, bu yüzden kimse sevmiyor. Çünkü, onun gelecekte hangi 'bok'un üzerine oturacağı, ondan çok, çevresini ilgilendiriyor. O bir idol olmalı, insanlar arasında eğitim-evlilik-iş-arkadaşlık yaşamıyla, özenilen kimse; anasına/babasına/sülalesine yakışacak 'adam' olarak olarak yolunu çizmeli... Çünkü 'O'nu, 'Onlar' var etti. Bunun bedelini ödemeli, tüm hayatı boyunca...

     Sözleri, Aysel Gürel'e ait olan, 'Arabesk' filminin müziklerinden, 'Aşk Olsun' çalıyor fonda... 'O'nun bu şarkıyı dinlerken, suratının gülüp/gülmemek arasındaki aldığı aptalca ifadeyi seviyorum. O ifadenin benim hoşuma gidip gitmemesi onun umrunda değil; olmamalıda...  Hiç bir konuda birbirimizin umrumda olmamamıza rağmen birlikteyiz. 'O' hep burada.

     Biriyle ilgilenmemek, en azından ilgilenmiyormuş gibi yapmak; ilgileniyormuş taklidi yapmaktan daha mı zor? Kişileri bu yüzden kırmak daha mı iyi diye sordum kendime, cevap alamayınca soruyu yazıyorum. Durum bu noktaya geldiğinde bir süreliğine herkesten soyutlanmak en mantıklı hareket. Bu 'O'nun hoşuna gider. Artık kendiyle başbaşa... Bu durum kendini toparlayana kadar sürmeli, yoksa fazlası 'O'na iyi gelmez.

     'Herkes'i kendine soğutup, kendi düşüncelerine, 'tek gayesi'ne saygı duyan, tek 'hatun'un, 'coco'sunun da; kendinden git gide uzaklaşmasını istemeyerek seyrederken, bir kez daha gitme zamanının yaklaştığını hatırlıyor. Tesadüf eseri midir bilinmez, çalma listesinde sıradaki şarkı Yaşar Kurt'tan geliyor; alışamadım.

uzun uzun anlatamam her şeyi
böyle olsun istemedim ben de
sakın kal deme bana
gidiyorum alışamadım bu kente.
sakın kal deme bana
gidiyorum alışamadım bu kente.

suskun deniz boyu martılar ,
eve yalnız dönüyorum bende
sakın kal deme bana
gidiyorum alışamadım bu kente.

     'O' muhtemelen kimseyi sevmiyor, muhtemelen sevilmiyor da...

Yazan: turbulans

(15-11-2008 02:21)
Yorum Ekle