Yazı Ekle

çiçek ağaçlarına;

beşik gibi sallanmak, kim hatırlar bilmiyorum ama ben beşikte sallandığıma şahit olmadım. benim beşiğim oldu mu onu da bilmiyorum. beşik için ağaç lazımken, birileri beşik yaparız diye ağaç dikmiş mi onu da bilmiyorum. ama sallanıyorum, bunu her fırsatta yapıyorum. beşiğim sallandıysa eğer (bunu anneme sormalıyım) acaba neden, bunu anlamalıyım. sallanmanın beni oyalayıp mutlu etmesinden mi, annemin ilgisini çekmek için ağladığımdan mı nedir bilmiyorum. ama bir beşiğe konduysam eğer, kesinlikle sallanmayı istemişimdir. çünkü ben salıncaklara binmeyi severdim.

babam tüm çocuklar gidince
hadi bin bakalım
salıncaklar senin derdi
ben uçurtma toplamazdım
zaten ileri attıkça kendimi
uçurtma olurdum
sanırım bundandı korkum
rüzgara kapılıp gitmeye kadar vardım
sonra kendime kalmam diye korkardım

dizlerim acıya aşina
ellerime kum saplanırken
ben göz yaşı döker toplardım
şimdi denizlere saçılan sarı kumlar
çocukların ağlamasından kalanlar
bak silme
daha çok kum lazım bu denizlere


vakti geldiğinde gittiğim ve yaşadığım bir şehirde gördüm. nasıl deli dehşet sallanıp, binlerce insanı yok etmişti, ilk orada anladım. toprağın altından gelen homurtu, kulaklarımı da zorlayarak, yaprak gibi savurdu. dengemi bozup çocukmuşum gibi korkuttu. doğa ana sanki, annemim beni sallaması gibi, çocuklarına ilgisini gösteriyordu.

erik ağaçlarında sallanırken
gözlerim yeşil yeşil sevda
sarkıyordum reçine yapışkanlığına
çok masallar yoktur orada
bir ince huzur yapraklar
rüzgarlar yaprağı alır
bir dal batar ele kanatır
ve bir marş geçer önümden
tüm çıkılacak ağaçlar
anneden uzak çocuklarındır.


dilimi sallıyorum bu aralar. mutlu olmasına mutluyum ama düşündükçe geçmiş mektuplardan kalan sayfaları ve okudukça bağırmadan, nasıl özlüyorum bunu anlatıyorum. belki bir dili vardır ve diyorum ki kırlangıçlar, sizleri düşünürken hani yüreğim nasıl titriyorsa, eminim sizde yaşıyorsunuzdur bununla, ne şanslıymışım, ağır titrek bu zamanda annemim beşiğe koyduğu ben, tutunmuşum saçlarınıza.

elma olmaya gelenlerin düşlerinde, hem yeşil, hem kırmızı, hem şarap rengi bir sayfa, öylece durur karşılarında, işte onlar, işte onlar olmasa, çıkılmaz karanlığın yezit orduları karşısına. sallanmak uykuya takıldığında,aralanır cennetin kapısı da ve çocuklar tanrılar kadar günahsız çıkarlar akşama.

'07  

Yazan: eskitara
dudağının kenarı
(01-11-2007 12:40)
Yorum Ekle